Anayasa Mahkeme Binası

ANAYASA MAHKEME BİNASI 

Anayasa mahkemesi binası’ nın tasarlanacağı alan cumhurbaşkanlığı muhafız alayı ile karşı karşıyadır.  Arsanın güneyinde ise devlet mahallesi bulunmakta olup , doğu tarafı bir vadiye   doğru açılan konut bölgelerini içermektedir. Bu haliyle üçgen bir forma sahip olan arsa bir temsil yolu olmaya aday Ziyaurrahman caddesinden doğuya doğru keskin bir şevle düşmektedir. Arsanın kuzey ucunda ise çoğaltılmayı bekleyen yeşil alan bulunmaktadır.

          Bu topografya  ve fiziksel koşullar çerçevesinde bizim tasarımımızda program üç esas bölüme ayrılmıştır. Bunlar ;

    1. Başkanlık ve üyeler bölümü
    2. Yüce divan bölümü
    3. Uyuşmazlık mahkemesi ve personel bölümü

          

Bu üç bölüm işlevsel ve simgesel açıdan üçgen yapı adasında üç yönle temsil edilmektedir.

  1. Ziyaurrahman  caddesi başkanlık ve üyeler ( batı )
  2. Yüce divan bölümü + fuaye ( kuzey –doğu )
  3. Uyuşmazlık mahkemesi + personel bölümü ( güney )

          Anayasa  mahkemesinin işlevsel ve simgesel açıdan vurgulanması gereken bölümünü oluşturan yüce divan bölümü ( danışma salonu + fuaye ) bütün programı temsil eden bir nitelikte üçgen formda cam bir atriumdan oluşmaktadır.

 

        Arsa kuzeydoğu yönünde bir köşe ada olduğundan bu bölgenin kütlesel algı açısından dikkatle ele alınmasını gerektirmektedir.

         Bu nedenle binanın simgesel ve işlevsel açıdan en önemli bülümünü oluşturan yüce divan bölümü bu bölgeden başlayarak tüm yapının merkezi olacak biçimde konumlandırılmıştır. Mimari açıdan net ve pürist bir şekilde tasarlanan bu bölüm özel çelik taşıyıcı sisteme sahiptir. Konstrüksiyonla ilgili tüm ayrıntılar yapı iç yüzeyinde bırakılarak dışardan malzeme , işlev ve estetik açıdan kesin , keskin , güçlü ve şeffaf bir algının oluşturulmasına çalışılmıştır.




        Arsa kuzeydoğu yönünde bir köşe ada olduğundan bu bölgenin kütlesel algı açısından dikkatle ele alınmasını gerektirmektedir.

         Bu nedenle binanın simgesel ve işlevsel açıdan en önemli bülümünü oluşturan yüce divan bölümü bu  başlayarak tüm yapının merkezi olacak biçimde konumlandırılmıştır. Mimari açıdan net ve pürist bir şekilde tasarlanan bu bölüm özel çelik taşıyıcı sisteme sahiptir. Konstrüksiyonla ilgili tüm ayrıntılar yapı iç yüzeyinde bırakılarak dışardan malzeme , işlev ve estetik açıdan kesin , keskin , güçlü ve şeffaf bir algının oluşturulmasına çalışılmıştır.

        Yapının ihtiyaç programında belirtilen büyük genel kurul salonu , kütüphane , yemek salonları gibi bölümler , başkanlık bölümü şeref holü , üyeler ve başkanlık giriş holü ve üyeler genel sirkülasyon alanları ( yatay ve düşey şaftlar ) tümüyle bu iç alanla bütünleşmektedir.

Bu anlamda Sultan 2. Mehmet’in İstanbul Kuşatması sırasında otağını kurduğu yerlerden biri olan bu alan İstanbul Kuşatması’nın başarıyla sonuçlanmasındaki yaratıcı düşünceyi “Haliç’e İnen Gemiler” temasıyla tasarıma yansıtmak bizim için önemli bir başlangıç oluşturdu. İstanbul’ un silüetler şehri olması, yerin bakı zenginliği tasarımı bu özelliklerin her mekansal oluşuma doğrudan yansıtılmasını zorunlu kıldı.

İkinci üst tema Agora ve Eklesia’ nın kurgulanmasında demokrasinin mekansal oluşumunu yansıtan yerel yönetim yapıları ve demokratik yaşamın düşünsel unsurları dikkate alındı. Bu anlamda Abide-i Hürriyet Meydanı ve bu meydanda demokratik yaşamı eyleme geçirmeye çalışanların anısını yansıtan anıt ve anıt alanının agora ve eklesia mekanları ile bütünleşmesi ve demokrasinin en önemli özelliği olan diyalog bu çalışmada mekanlar arasında yaşama geçirildi. Program kurgusunda hizmet binasının hiyerarşik işlevi tasarıma yansıtıldı.

Yoğun ağaçlık ve anıtların olduğu yarışma alanında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası tasarlanırken biçimsel bir kaygıya düşülmeden, soyut prizmatik formlar kullanıldı ve bu formların teknolojiden de yararlanarak geliştirilmesi çalışmanın her adımında sürdürüldü. Kağıthane Caddesi’nden parkı yürüyerek yapıya ulaşılması ve böylece yapının girişleri için bir boşluk algılanırken, alt kottan gelen dairesel bir boşluktan her adımda alandaki anıtın ve peyzaj düzenlemelerinin algılanması sağlandı.

Sonuç olarak anayasa mahkemesi binası mimari açıdan giderek fakirleşen Ankara’ da Türkiye cumhuriyeti’nin laik – demokratik bir hukuk devleti olduğunu vurgulayan bir mimari konsepti yansıtmasına özen gösterilmiştir. Bu proje ait olduğu yapı adası üzerinde kentsel bir odak alan yaratarak ve kente                   ( cumhuriyet’in başkenti Ankara ‘ya ) özgün bir kamusal mekan kazandırarak zengin bir yaşantının oluşmasına fırsat yaratacaktır.

 


Slide Background
Gülay USTA
Ayhan USTA
Ali Kemal ŞEREMET







 


 

Copy link